Babacan:Asgari ücretli ve memurun alım gücü arttı

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan iş bırakma eylemlerinin zamanlamasının biraz manidar olduğunu belirtti

Babacan:Asgari ücretli ve memurun alım gücü arttı

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan Habertürk'te HT Gazete yazarları Yavuz Semerci ve Abdurrahman Yıldırım'ın sorularını cevaplıyor. İşte Babacan'ın açıklamalarından önemli satır başları:

"Muhalefet vaat yarışına girmiş durumda. Bu durum eskiden de yaşandı. Bunlar hiper-enflasyon yaşandığı dönemlerdi.
Önemli olan asgari ücretin kaç olduğundan çok, bunun satın alma gücüdür. Bizden önce asgari ücretle 147 litre alınabiliyordu, bugün ise 330 litre süt alabiliyorsunuz. Bir asgari ücretle 9 mutfak tüpü alınırken bugün 14 tüp alınabiliyor ki bu fiyatı artan bir üründür.

Cari açığı yüzde 10'lardan, 4-5'e indirmişken bütçe açığını artırmak cari açığı artıracaktır. Ücretlere yapılan zamların ardından enflasyon daha fazla artıcaksa, zammın bir anlamı yoktur. Gerçekçi olmak lazım. Biz hep yapılabilecek şeyleri söyledik.
Sadece asgari ücretlinin değil memurlarımızın da satın alma gücünde büyük artış oldu. En düşük memur maaşıyla 9 çift ayakkabı satın alınabilirken bugün 18 ayakkabı alınabiliyor.
Biz 13 bütçe yaptık. Bu kadar bütçe yapan başka bir hükümet olmadı. Bu bütçelerin büyük çoğunda hedefler tuttu."

'ZAMANLAMA BİRAZ MANİDAR'

Babacan Bursa'daki iş bırakma eylemleriyle ilgili soruya şöyle cevap verdi:
"Otomobil sektörü artık ihracatın lider sektörü. Bizdeki üretimin aksaması dünya tedarik zincirini de aksatır. Bu konular durup durup seçime 1-2 ay kala olunca bizde bazı şüpheler doğruyor. İşin ideolojik boyutu var mı diye düşünüyoruz. Her kesimle, hem işveren hem işçilerle görüşüyoruz. Ama zamanlaması biraz manidar. Çok sık yaşadığımız olaylar değil bu. Ümit ediyorumki bir çözüme ulaşılabilir. Ama dedişim gibi bu süreç testten geçecek, işin ideolojik boyutu olup olmadığıyla ilgili. Sayın Başbakanımız konuyla yakından ilgileniyor."

12 YILIN DEĞERLENDİRMESİ

"230 Milyar dolardan 800 milyar dolara çıkardık. Enflasyon yüzde 29'du tek haneli rakamlara indi. Bankacılık varlıkları artık milli gelirimizi aşmış durumda. Aktif kalitesi sağlam bir bankacılık sektörümüz var artık. Bizden önce üçlü koalisyon milli geliri 260 milyar dolardan 230 milyar dolara indirmişti. Koalisyonun ekonomi programına yani yazılı kısımlarına bakıldığında doğru işler vardı ama uygulamada öyle olmadı."

'AVRUPA'NIN ETKİSİ OLDU'

"Avrupa kaynaklı bir yavaşlamanın bizim üzerimizde de etkisi oldu. Avrupa en büyük ticaret ortağımız. Türkiye'ye gelen doğrudan sermayenin yüzde 76'sı Avrupa'dan geldi bugüne kadar. Avrupa'da durum bozulunca ihracattan gelecek büyümede yavaşlama oluyor. Biz pazarlarımızı çeşitlendirdik. Sadece Avrupa'ya bağlı kalsaydık hasar büyük olabilirdi. 2012,2013, 2014'te büyümemiz düştü ama ihracatımız fena gitmedi. İhracatımızın büyümedeki payı arttı.
Enflasyonu ne yapıp edip düşürmek gerekiyor. İki haneli enflasyon Türkiye için tahammül edilmezdir.

'FALANCA BAKAN VAR DİYE YATIRIM YAPILMA'

Bizim üç dönem kuralımız çok önemlli bir kural. Bunu yazan ekip biziz. Bunun yannda ekonomi politikalarında kurumlar ve kurullar çok önemli. Biz 25 dönüşüm programı yaptık bu sefer. Önümüzdeki dönemin yol haritası belli. Hazırlıkları yaptık. Kişiler gelip geçicidir, kurumlar kalıcıdır. Seçimden sonraki ekip nasıl olursa olsun bu programın uygulancağından emin olun. Söz veripte yapmamanın büyük maliyeti olur. Kişilere dayalı sistemler kötü bir sistemdir. Gelişmiş ekonomilere insanlar yatırım yapıyorsa, sistemine yatırım yapıyordur. Hukuk, ekonomik sistemine güveniyorsa yapıyordur. O ülkede falanca bakan var diye yatırım yapmıyordur.

'YATIRIMLAR İSTEDİĞİMİZ SEVİYEDE DEĞİL'

Sanayide 1-2 yıldır yatırımlarda bir durgunluk görüyoruz. Özel sektörün yatırımlarıda istediğimiz seviyede değil. Bu nedenle yatırım teşvik programı oluşturduk. Yaptığımız değişiklikle yüksek teknoloji yatırımını nereye yaparsanız yapın 5. bölge teşviği alıyorsunuz.

'KREDİBİLİTE KAYBI YAŞADIK'

17-25 Aralık şunu ortaya çıkardı. En tarafsız olması gereken yargıya bazı yapılar sızabilmiş. Bunun güven ve itibar üzerinde çok büyük etkisi oldu. Sebebi şu veya bu olabilir ancak bu konuda bir kredibilite kaybı yaşadık. Gerçek bu
2002'de temel sorun kamunun borcuydu. Çok şükür onlar geride kaldı. 2012'den itibaren özel sektörün dış borcuna daha çok bakıyoruz. Burada şu öneml: büyümemiz ve borcun milli gelire oranı. Yüzde 3-4'lük büyümeyle, yüzde 3-4 cari açığı rahatlıkla döndürebiliriz. Özel sektörün dış borcunu önümüzdeki dönemde kontrollü artırmalıyız "

'DIŞ BORCU KONTROLLÜ ARTIRMALIYIZ'

2002'de temel sorun kamunun borcuydu. Çok şükür onlar geride kaldı. 2012'den itibaren özel sektörün dış borcuna daha çok bakıyoruz. Burada şu öneml: büyümemiz ve borcun milli gelire oranı. Yüzde 3-4'lük büyümeyle, yüzde 3-4 cari açığı rahatlıkla döndürebiliriz. Özel sektörün dış borcunu önümüzdeki dönemde kontrollü artırmalıyız.

'HİNDİSTAN YENİ HÜKÜMETLE '5 KIRILGAN'DAN BİRİ OLMAKTAN ÇIKTI'

Doğru programı ortaya koymak lazım. Hindistan iki yıl önce berbat durumdaydı. Yeni hükümet kuruldu ve bunu yaptı. 5 kırılgandan biriydi, şimdi çıktılar oradan. Büyük şirketler Hindistan'da 'yeni hükümet şöyle iyi, şuraya yatırım yapacağım' diye konuşuyorlar."


Kaynak:Haberturk.com